Subhane Rabbiyel Azim Anlamı
Ey büyük Rabbim! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim
Subhane Rabbiye’l-ala Anlamı
Ey Yüce Rabbim! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim

Subhane Rabbiyel Azim Anlamı
Ey büyük Rabbim! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim
Subhane Rabbiye’l-ala Anlamı
Ey Yüce Rabbim! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim

Namazın kılınış şekli
H.z Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem hadis-i şerif te şöyle buyurmuştur:
Benim nasıl namaz kıldığımı görüyorsanız,sizlerde öyle kılın.”(buhari)
namaz kılcak olan bir kimse,ilk olarak namazın şartlarından avret yerini örter,beden,elbise ve nama zkılacağı yerin temiz olup olmadığını kontrol eder.Sonra kıbleye dönerek niyet getirir ellerini kaldırarak iftitah tekbirini:” ALLAH-U EKBER” diyerek alır.tekbir alındıktan sonra ,Hanefi olanlar sağ el ile sol elinin bileğini kavrayıp,göbeğinin altında bağlar.Şafii olanlar ise göbeklerinin üzerine bağlarlar.
Elleri kaldırmadan tekbir almak sünnete uygun değildir.ancak herhangi bir zaruretten dolayı ellerini kaldıramayanlar müstesnadır.Elleridne sadece birisini kaldırabilen kimsede bununla yetinir.
Namaz kılmak için tekbir alan kimse,bundan sonra secde edeceği yere bakar.Ve hanefiler subhaneke duasını okur.
Şafii mezhebine mensub olan kimseler ise “Veccehtü” duasını okurlar.
Daha sonra gizli olarak euzu-euzubillahimineşşeytanirracim çekilir.Sonra yine gizli olarak besmele- bismillahirrahmanirrahim çekilir.
Daha sonra fatiha okunur.Fatihanın sonundaki “veladdalin”lafzından sonra amin der.Fatihadan sonra bir sure veya bu surenin yerini tutacak en az üç ayet okur.
Tekbir getirip,rüku’a eğilir.Şafii olanlar rüku ya eğilirken ellerini,içleri kıble tarafına gelecek şekilde göğüs hizasına kadar kaldırırlar.Rüku sırasında eller ,parmakları normal bir şekilde açık olarak diz kapaklarına yerleştirilir ve sırt düzgün bir şekilde tutulup baş ile kuruk sokumu aynı seviyede bulundurulur.Dizler düzgün ve dik olarak tutulur.Dirsekler vücuttan uzaklaştırılır.Rüku esnasında üç defa “Sübhane Rabbiye’l azim”denilir.
Daha sonra kişi başını rükudan”sem’iallahu limen hamideh”di-yerek kaldırır.imam a uyan kişi sadece:
“Rabbena leke’l hamd “der.
Şafii mezhebine göre ; imam gibi cemmaate her iki cümleyi de söyler ve ellerini ruküya giderken kaldırdığı gibi tekrar kaldırır.
Rüku dan kalkıldığı zaman,ayakta durup beli tam doğrultmak sünnettir.
Rükudan kalkıp bel doğrulduktan sonra,tekbir getirilerek secdeye gidilir.Secdeye varıldığında önce dizler,sonra eller ve son olarakta burun ve alın yere konulur.Hanefilere göre yüz,iki elin arasına konulup dirsekler gövdeden ,karın ise uyluklardan uzaklaştırılır.
Şafii lere göre ise eller omuz hizasında bulundurulur.
Daha sonra tekbir getirilip baş secdeden kaldırılır.İki secde arasında mutmain olacak şekilde oturulur.Bu oturma esnasında sol ayak yatırılıp,sağ ayak dikilir ve eller uyluklar üzerine konulur.Sonra tekbir getirilip ikinci secdeye varılır.Secdede üç defa “Sübhane Rabbiye’l ala”denilir.
daha sonra yine tekbir getirilerek ikinci rekat a kalkılır.
Hanefi mezhebine göre, ayağa kalkalrken iki ayağın üzerine kalkılır.kalkmadan önce oturulmaz ve iki el ile yere dayanılarak kalkılmaz.Fakat bir zaruret den dolayı kalkmakta bir zorluk çekilirse,bu takdirde yere dayanılarak kakılabilir.
Şafii mezhebinde ise,istirahat oturuşu yapılır ve iki el ile yere dayanılarak kalkılır.
ikinci rekat için ayağa kalkıldığı zaman,besmele çekilir.Fatiha ve bir sure veya bir kısım ayet okunur.Birinci rekattaki kıraatın ikinci rekatın kıratından uzun olması menduptur.Daha sonra aynı birinci rekatta olduğu gibi rüku ve secde yapılır.
Teşehhüd için oturulduğu zaman,hanefi olanlar:”La İlahe” denirken sağ elin işaret parmağı kaldırır:”İllallah”denilirken indirilir.
Şafii olanlar ise ;”İllallah ” derken işaret parmağını kaldırır,selam verinceye kadar veya ayağa kalkıncaya kadar onu haraketsiz bir şekilde öyle bırakır.
Eğer namaz,üç rekatlı bir farz namaz ise,tekbir getirilip kalkılır ve sadece fatiha okunur,rüku ve secde yapılarak teşehhüd için oturulur.Teşehhüd ,salavatlar ve dua okunur,selam verilir.Eğer dört rekatlı bir namaz ise,iki rekat daha kılıp teşehhüd yapıldıktan sonra selam verilir.
kaynak:ibadetlerin edeb ve sırları( yazıda bir hata veya eksik var ise ,hata,eksik bizdendir )

İman
Allah-u Zülcelal’in dinini kalbi ile tasdik etmek,
yani Hz. Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiği kesin olarak bilinen hükümlerin gerçek ve doğru olduğuna gönülden inanmak demektir.
Buna göre, imanın gerçeği ve özü kalbin tasdiğidir.
Ebu Hureyre radıyallahu anh’ndan rivayet edildiğine göre,Hz. Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem’e imanın ne olduğu sorulunca şu şekilde cevap vermiştir.
“İman;Allah’tan başka ilah olmadığına,Hz.Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in O’nun kulu ve Resulü olduğuna,Allah’ın meleklerine,kitaplarına,peygamberlerine,ahiret gününe,kaza ve kadere,hayır ve şer her şeyin Allah’ın takdiri ve yaratmasıyla olduğuna inanmaktır.”(Buhari,Müslim,Ebu Davud)
Hadis-i şerifte de geçtiği üzere iman;Allah-u Zülcelal’in,Cebrail aleyhisselam aracılığı ile, Hz.Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e göndermiş olduğu semavi hükümlere kesin olarak inanıp kalben tasdik ve dil ile ikrar etmektir.
Buda iki şekilde olur:
İcmali İman :
:İman edilecek şeylere kısaca ve bir bütün olarak iman etmektir.Buna göre bir kimse, manasını bilerek ve inanarak Kelime-i Tevhidi söylese icmali olarak iman etmiş olur.
Tafsili iman: İman edilecek şeylerin her birine açık ve geniş bir surette,ayrıntılı bilgi ve idrak ile iman etmektir.Başka bir ifadeyle,altı iman esasını;namaz,oruç,hac,zekat gibi farz kılınan ibadetleri;içki içmek,kumar oynamak,adam öldürmek,zina yapmak gibi haram kılınan şeyleri öğrenmek,tasdik etmek,helali helal,haramı da haram bilmektir.
Ehl-i sünnet itikadına göre,kalbin bilmesi ve tasdik etmesi iman için yeterlidir.
Kaynak:İbadetlerin edeb ve sırları

TEVHİD
İslam dini, tevhid itikadı üzerine kurulmuştur.Tevhid ise;Allah-u Zülcelal’in zatında ve sıfatlarında tek (bir),ezeli ve edebi olması ve O’nun yaratması dışında bir şeyin olmasının,kesinlikle mümkün olmamasına iman etmektir.
Her şeyin bir adabı (usulü) vadır.Tevhid,itikad ve imanın şartı da Allah-u Zülcelal’in zati ve subuti sıfatlarında tek (bir) olduğunu bilmek ve iman etmektir.Peygamberlere,kitaplara,meleklere,ahiret gününe, kaza ve kadere ve öldükten sonra dirilmeye itikad ve iman etmektir.
Kaynak:İbadetlerin edeb ve sırları

Ömer b. el-Hattâb (r.a.)’ın aktardığına göre, Rasûlüllah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Ameller niyete göredir. Herkes sadece niyetinin karşılığını alır. Kim Allah ve Rasûlü için hicret ederse, hicreti Allah ve Rasûlü’ne olmuştur. Kim de erişeceği bir dünyalık veya evleneceği bir kadından dolayı hicret ederse, hicreti, hicretine sebep olan şeyedir.” (Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmâre, 155.)

Ebû Hüreyre”nin rivayet ettiğine göre,
Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Ben, (başka değil, sadece) (iyi), güzel ahlâkı tamamlamak (uygulamak) için gönderildim.”
(HM8939 İbn Hanbel, II, 381)

Mekke döneminde inmiştir. Yedi âyettir. Kur’an-ı Kerim’in ilk sûresi olduğu için “başlangıç” anlamına “Fâtiha” adını almıştır. Sûrenin ayrıca, “Ümmü’1-Kitab” (Kitab’ın özü) “es-Seb’ul-Mesânî” (Tekrarlanan yedi âyet) , “el-Esâs”,“el-Vâfiye”, “el-Kâfiye”, “el-Kenz”, “eş-Şifâ”, “eş-Şükr” ve “es-Salât” gibi başka adları da vardır. Kur’an’ın içerdiği esaslar öz olarak Fâtiha’da vardır. Zira övgü ve yüceltilmeye lâyık bir tek Allah’ın varlığı, onun hâkimiyeti, tek mabut oluşu, kulluğun ancak O’na yapılıp O’ndan yardım isteneceği, bu sûrede özlü bir şekilde ifade edilir. Fâtiha sûresi, aynı zamanda baştan başa eşsiz güzellikte bir dua, bir yakarıştır.
Bismillahirrahmânirrahîm ﴾1﴿ Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah’a mahsustur. ﴾2-4﴿ (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. ﴾5﴿ Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. ﴾6-7﴿


Hz. Âişe’den (ra) rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) , Allah’ Teâlâ’yı her zaman anardı.
(M826 Müslim, Hayz, 117)