İbn Abbâs’tan (ra) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem)şöyle buyurmuştur: Sizden biriniz eşiyle birlikte olacağı zaman “Bismillâh, Allâhümme cennibne’ş–şeytâne ve cennibi’ş–şeytâne mâ razaktenâ. (Allah’ım, şeytanı bizden ve bize vereceğin çocuktan uzak tut.)” der ve bir çocuğu olursa şeytan ona zarar vermez.
(B141 Buhârî, Vudû’, 8; M3533 Müslim, Nikâh, 116)
Blog
-

Bir çocuğu olursa şeytan ona zarar vermez Hadisi
-

İnne’d dine yüsrun – Şüphesiz ki din kolaylıktır.
Ebu Hureyre(ra)’dan nakledildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurdu:
“.. إِنَّ الدِّينَ يُسْرٌ،”
“İnne’d dine yüsrun”
“Şüphesiz ki din kolaylıktır..”
(Buhari, İman 29; Nesai, İman 28)
-

Tövbe Güneş batıdan doğuncaya kıyamet kopuncaya kadar
Ebû Mûsâ Abdullah b. Kays el-Eş’arî’den (ra) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem )şöyle buyurmuştur: Allah Teâlâ, gündüz günah işleyenlerin tövbe etmesi için gece mağfiret elini uzatır. Gece günah işleyenlerin tövbe etmesi için de gündüz mağfiret elini uzatır.Güneş batıdan doğuncaya (kıyamet kopuncaya) kadar bu durum böyle devam eder. (M6989 Müslim, Tevbe, 31)
-

Oruç Benim içindir (kudsi hadis)
Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Allah-u Teala buyurdu ki;
“İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir.Oruç Benim içindir,mükafatını da ben vereceğim.” buyurmuştur.
Oruç kalkandır.Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver yada çatarsa :’ben oruçluyum’ desin.Muhammed’in canı kudret elinde olan ALLAH`a Yemin ederim ki ,oruçlunun ağız kokusu, ALLAH katında misk kokusundan daha güzeldir.
Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır:Birisi ,iftar ettiği zaman,diğeride orucunun sevabıyla Rabbine
kavuştuğu andır”
(Buhari ,savm 9; Müslim,Sıyam 163) -

Hz. Peygamber aleyhissalatu vesselam’ın Babası Abdullah’ın vefatı.
Hz. Muhammed aleyhissalatu vesselam’ın Babası Abdullah’ın vefatı.
Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam‘ın babası Abdullah,Abdulmuttalib’in on erkek evladından sekizincisiydi.
Kureyşlilerin ticaret kervanlarından biriyle Şam ve Gazze’ye gitti.Kervan gündüz sıcak saatlerde konaklıyor,akşamın serin saatlerinde yol alıyordu.
Kervan mekkeye dönüş yolundayken Abdullah hastalandı.”Medine’de,Adiyy bin Neccaroğulları olan dayılarımın yanında kalacağım” dedi.
Orada bir ay süreyle hasta yattı.Arkadaşları,yola devam edip Mekke’ye döndüler.Abdulmuttalib,oğlu Abdullah’ı onlara sordu.Onlar da:“Onu dayıları Adiyy bin Neccaroğullarının yanında hasta olarak bıraktık” dediler.Bunun üzerine Abdulmuttalib,büyük oğlu Haris’i Medine’ye gönderdi.Medine’ye varan Haris,Abdullah’ın vefat ettiğini ve defnedildiğini öğrendi.Mekke’ye dönüp durumu babasına haber verdi.Yirmi beş yaşında vefat eden Abdullah’ın ölüm haberini duyan babası Abdulmuttalib ve kardeşleri,Abdullah için
çok üzüldüler.O esnada Resulullah aleyhissalatu vesselam,henüz ana rahmindeydi.[1]
Abdullah,Resulullah aleyhissalatu vesselam‘a hizmetçisi Ümmü Eymen’i,beş deve,küçük bir koyun sürüsünü miras olarak bıraktı.Ümmü Eymen daha sonraları Resulullah’a dadılık yapmıştır.Beklenmeyen bu ölüm haberi karşısında genç yaşya dul kalan Peygamber Efendimizin annesi Amine binti Vehb kocası Abdullah’ın vefatına çok üzüldü ve onun üzerine yürek yakan ağıtlar söyledi.
[1]; İbn,Kesir,El Bidaye Ve’n-Nihaye,2/415
kaynak:Kaynak: Son Peygamber Hz. Muhammed’in(Aleyhissalatu vesselam) Hayatı. Sayfa:30-31 [M.Hüseyin Özdemir.]Bknz; Hz. Muhammed aleyhissalatu vesselam’ın Annesinin vefatı
-

Asr Suresi – 1-3 . Ayet Tefsiri
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
- وَالْعَصْرِۙ
- اِنَّ الْاِنْسَانَ لَف۪ي خُسْرٍۙ
- اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ
Meal (Kur’an Yolu)
﴾1﴿
Asra yemin ederim ki,﴾2﴿
İnsan gerçekten ziyandadır.﴾3﴿
Ancak iman edip iyi dünya ve âhiret için yararli isler yapanlar, birbirlerine hakki tavsiye edenler ve sabri tavsiye edenler baskadir.Tefsir (Kur’an Yolu)
Asr (asır) kelimesi isim olarak “mutlak zaman, içinde bulunulan zaman, karn (80 veya 100 yıllık zaman dilimi), gece, sabah, akşam, ikindi vakti, ikindi namazı, bir neslin veya bir hükümdarın, bir peygamberin yaşadığı zaman dilimi, bir dinin yaşandığı dönem” gibi mânalarda kullanılır. Müfessirler burada zikredilen asr kelimesini ikindi vakti, ikindi namazı, mutlak zaman, Hz. Muhammed’in asrı ve âhir zaman gibi farklı şekillerde tefsir etmişlerdir. Bize göre bunlar içinde sûrenin içeriğine ve mesajına en uygun düşeni “mutlak zaman” anlamıdır. Buna göre sûrenin başında zamana yemin edilerek onun insan hayatındaki yerine ve önemine dikkat çekilmiştir. Çünkü zaman Allah Teâlâ’nın yaratma, yönetme, yok etme, rızık verme, alçaltma, yüceltme gibi kendi varlığını ve sonsuz kudretini gösteren fiillerinin tecelli ettiği bir varlık şartı olması yanında, insan bakımından da hayatını içinde geçirdiği ve her türlü eylemlerini gerçekleştirebildiği bir imkân ve fırsatlar alanıdır. Yüce Allah böyle kıymetli bir gerçeklik ve imkân üzerine yemin ederek zamanın önemine dikkat çekmiş; onu iyi değerlendirmeyen insanın sonunun, 2. âyetteki deyimiyle “hüsran” (ziyan) olacağını hatırlatmıştır. Burada “ziyan”la âhiret azabı kastedilmiştir. Çünkü zamanı ve ömrü boşa geçirmiş insan için en büyük ziyan odur (bk. İbn Âşûr, XXX, 531). Sûrede bu ziyandan ancak şu dört özelliğe sahip olanların kurtulacağı ifade edilmiştir:
a) Samimi bir şekilde iman etmek (iman hakkında bk. Bakara 2/256; Nisâ 4/136-137);
b) İyi işler yapmak, yani din, akıl ve vicdanın emrettiklerini yerine getirmek, yasakladıklarından kaçınmak;
c) Hakkı tavsiye etmek;
d) Sabrı tavsiye etmek.
İkinci şıktaki “iyi işler”in içinde hakkı ve sabrı tavsiye etmek de vardır; fakat bunlar, hem bireyin erdemini ve hemcinslerine karşı sorumluluk bilincini yansıttığı hem de bireyi aşarak toplumsal yararlar doğurduğu için önemi dolayısıyla ayrıca zikredilmiştir (hak için bk. Bakara 2/42; sabır için bk. Bakara 2/45). Hakkı ve sabrı tavsiye buyruğunda, bu görevlere kişinin öncelikle kendisinin uyması gerektiği anlamının da bulunduğu kuşkusuzdur. Bu husus, her akıl ve iz‘an sahibi tarafından kolayca anlaşılıp benimsenecek kadar açık olduğu için âyette bunun özellikle belirtilmesine gerek görülmediği anlaşılmaktadır.Âyetteki hakkı ve sabrı tavsiye, eğitimin önemine ve mahiyetinin nasıl olması, amacının ne olması gerektiğine de ışık tutmaktadır. Çünkü her eğitim faaliyeti sonuçta bir tavsiye yani nasihat ve irşaddır. Doğru bir eğitim faaliyetinin amacı ise insanlara inançta, bilgide ve ahlâkta hakkı yani gerçeği ve doğruyu aktarmak; bunun yanında hayatın çeşitli şartları, maddî ve mânevî zorluklar, saptırıcı duygular, hata ve suç sebepleri karşısında da kişiye sabır ve dayanıklılık aşılamaktır. Hakkı ve sabrı tavsiye, toplumsal hayat ve birlikte yaşamanın getirdiği bütün ahlâkî görevleri içine alan geniş kapsamlı bir görevdir. Hakkın karşıtı bâtıldır; bâtıl ise inanç ve bilgide asılsızlık ve yanlışlığı, ahlâkta kötülüğü içine alan bir kavramdır. Ayrıca hak, adaletle de yakından ilişkilidir. Bu açıdan âyette insanların âdil olmaları ve adalet düzeninin, yani herkesin hakkına razı olduğu ve herkesin hakkının korunduğu bir toplumsal düzenin kurulmasına katkıda bulunmaları gerektiği de anlatılmaktadır. Sonuçta kul, sûrede sıralanan dört ilkeden iman ve sâlih amel sayesinde Allah’ın hakkını, hakkı ve sabrı tavsiye ile de kulların hakkını ödemiş olur.
Görüldüğü gibi Asr sûresi en kısa sûrelerinden biri olmakla birlikte Kur’ân-ı Kerîm’deki bütün dinî ve ahlâkî yükümlülüklerin, öğütlerin özü sayılmaya değer bir anlam zenginliğine sahiptir. Bu sebeple İmam Şâfiî’nin sûre hakkında, “Şayet Kur’an’da başka bir şey nâzil olmasaydı, şu pek kısa sûre bile insanlara yeterdi. Bu sûre Kur’an’ın bütün ilimlerini kucaklıyor” dediği nakledilmiştir (bk. İbn Kesîr, VIII, 499; Muhammed Eroğlu, “Asr Sûresi”, DİA, III, 502).
Mehmet Âkif Ersoy’un deyişiyle:
Hâlikin nâ-mütenâhî adı var en başı Hak
Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak
Hani ashâb-ı kirâm ayrılalım derlerken
Mutlaka sûre-i ve’l-Asr’ı okurmuş bu neden?
Çünkü meknûn o büyük sûrede esrâr-ı felâh
Başta îmân-ı hakîkî geliyor sonra salâh
Sonra hak sonra sebât: İşte kuzum insanlık
Dördü birleşti mi yoktur sana hüsrân artık
(Safahât, İstanbul 1944, s. 419).Kaynak :Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa:682-684
- وَالْعَصْرِۙ
-

akrabalık bağının önemi – kudsi hadis
Hz. peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur
“Allah-u Teala buyurdu ki; Ey akrabalık bağı! Seni gözeteni gözetirim.Seninle ilgiyi kesenden Bende ilgimi keserim.”,
(Buhari,Edeb 13) -

İMAN ve İSLAM
İMAN ve İSLAM
Fahrü’l-İslam Ali Pezdevi Usül-ü Fıkıh İsimli kitabında iman İle İslam’ı tefsir ederek şöyle demiştir :
İman ve islam ALLAH-Ü TEALA’yı sıfatları ve isimleri ile ikrar ve tasdik etmektir.O’nunşeriatını ve ahkamını kabul etmektir.Bu takdik ve kabul iki türlü olur.
1- Müslümanlar arasında yetişmek,anne ve babnın islam yönünden en hayırlısına tabi olarak müslümanlığına hüküm verilir.
2- ALLAHÜ TEALA’yı olduğu gibi vasfetmek suretiyle sabit olan imandır.
Ancak bu imanın kemalidfir ki,bunun şartlarını elde etmek güçtür.Çünkü mahlukatı Hakk’ın vasıfla bilmek ve anlatış bakımından birbirinden farklıdır.İmanın kemalinin şartı,kendisinde güçlük bulunmayan ve mümkün olan hususlarla elde edilir ki, o da bizim söylediklerimle (icmalen ikrar ve tasdiki isbat etmekle)olur.Her ne kadar kemale ermek için tefsir ve açıklanmasından aciz olsada.
Bunun içindir’ki , bu husuta vacip olan,ALLAH-Ü TEALA’nın sıfatları kendisinden sorulduğunda onları bilmesi yeterlidir.Kendisine: << ALLAH ,sıfat-ı subutiyye,zatiyye ve selbiyyeden ,şu şu sıfatlarla muttasıf mıdır?>> diye sorulduğunda,<<evet>>derse,onun islam ve imanın kemal bulduğu anlaşılır.Fakat kendisine ALLAH-Ü TEALA’nın sıfatları sorulduğunda bilemezse,o zaman kamil mü’min olamaz.Bunun içindir’ki imam Muhammed El-Camiu’l Kebir adlı eserinde,müslüman ana- baba arasında bulunan küçük bir kız çocuğuna İslam’dan sorulduğunda onu anlatamazsaihatta büyüdüğünde yine vasfedemezse o kız evli ise kocasından boş olur.
kaynak: imam-ı azam fıkh-ı ekber şerhi /şerheden: allame aliyyül kaari
-

Güzel ahlak ın fazileti
Güzel ahlak ın fazileti
Usame b. Şüreyk radıyallahu anh Resul-i Ekrem ‘e Sallallahu aleyhi ve sellem ” İnsanlara verilen şeylerin en hayırlısı hangisidir.?diye sorduğumuzda,
Resul-i Ekrem Sallallahu aleyhi ve sellem :” Güzel Ahlaktır.” buyurdu.
H.z Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem,Ebu Hureyre radıyallahu anh ‘a ” Ey Ebu Hureyre,güzel ahlaklı olmaya dikkat et.”buyurdu.
Ebu Hureyre:” Güzel ahlak nedir,ya Resulullah?” diye sordu.Resul-i Ekrem Sallallahu aleyhi ve sellem:
Sana gelmeyene gider,kötülük edeni bağışlar,vermeyene verirsin,işte güzel ahlak budur. buyurdular.H.z Peygamber Sallalahu aleyhi ve sellem buyurdular.
” İnsanlar’ın cennete girmelerine en çok yardımcı olan; takva , ALLAH korkusu ve güzel ahlaktır.”
Ahlaki güzellikleri tamamlamak için gönderildim.
Mizana konacak amellerden en ağır geleni,güzel huydur.
ALLAHU TEALA ahlak ve hilkatini güzelleştirdiği kimseyi,Cehennemde yakmaz.
ALLAHU TEALA,iyiliğini murad ettiği kimseye,unuttuğunu hatırlatacak ve hatırında olanı yapmağa yardım edecek iyi ve salih bir dost nasib eder.
ALLAH için birbirini seven iki din kardeşi buluştukları zaman,biri diğerini yıkayan iki el gibidirler.Ne zaman iki mü’min bir araya gelirse,ALLAHU TEALA birini diğerinden faydalandırır.
Kim bir kardeşi ile ALLAH rızası için kardeşlik yaparsa ALLAHU TEALA onu,Cennet’te ,hiçbir ameli ile ulaşamayacağı yüksek dereceye yükseltir.
kaynak:güzel ahlak
