Blog

  • İhlas Suresi 4 . Ayet Tefsiri

    İhlas Suresi 4 . Ayet Tefsiri

    بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

    Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

    وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً اَحَدٌ

    Meal (Kur’an Yolu)

    [b]﴾4﴿ O’nun hiçbir dengi yoktur.”[/b]

    Tefsir (Kur’an Yolu)
    Bu âyet hem ilk âyetin açıklaması hem de bütünüyle sûrenin bir özeti mahiyetinde olup Allah’ın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde hiçbir dengi ve benzeri bulunmadığını ifade eder. Kendisinden başka var olan her şeyi O yaratmıştır. Bu sebeple yarattıklarının O’na denk olması mümkün değildir. Nitekim bu durum muhtelif âyetlerde ifade buyurulmuştur (meselâ bk. Nahl 16/17-22; Şûrâ 42/11).

     İhlâs sûresinin, Kur’an’ın üçte birine denk olduğuna dair yukarıda geçen hadisi yorumlayan âlimlerden bir kısmı, bu denkliği sûreyi okumanın sevabı, bir kısmı da konusu ve mânası yönünden değerlendirmişlerdir. İkinci görüşe göre sûre, Kur’an’ın üç temel konusundan ilki olan tevhidle alâkalı olup bu sûrenin anlamını iyice kavrayan ve itikadını bu sûrenin öğretisi yönünde oluşturan bir kimse Kur’an’ın tevhid ve akaid bölümünü de kavrayıp benimsemiş olur. Gazzâlî Cevâhiru’l-Kur’ân isimli eserinde (s. 47-48) özetle şu hususlara işaret eder: Kur’an’daki bilgiler ana hatlarıyla Allah hakkında bilgi (mârifetullah), âhiret bilgisi ve doğru yol bilgisi olmak üzere üçe ayrılır. İhlâs sûresi bunlardan ilkini, yani mârifetullah ve tevhid konusunu ihtiva etmektedir. Kur’an’daki diğer hükümler bu sûredeki tevhid temeline dayandığı için sûre Kur’an’ın üçte birine denk görülmüştür. Belirtilen öneminden dolayı İhlâs sûresi tefsir kitaplarında muhtelif yönleriyle ele alınıp incelendiği gibi felsefeden tasavvufa kadar çeşitli ilim dallarında da meşhur âlimler tarafından sûre üzerinde pek çok müstakil tefsir vb. çalışmalar yapılmış; ayrıca sûre üzerine tezler de hazırlanmıştır (bilgi ve örnekler için bk. Emin Işık, “İhlâs Sûresi”, DİA, XXI, 538).

    Kur’an Yolu Tefsiri Cilt:5 Sayfa 716-717

    Ayrıca bakınız; 

    İhlas Suresi 1 Ayet Tefsiri

    İhlas Suresi 2 Ayet Tefsiri

    İhlas Suresi 3 ayet Tefsiri

  • İhlas Suresi – 3 . Ayet Tefsiri

    İhlas Suresi – 3 . Ayet Tefsiri

    • بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
    • “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

    لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ 
    Meal (Kur’an Yolu)

    ﴾3﴿
     Doğurmamış ve doğmamıştır.

    Tefsir (Kur’an Yolu)

    Allah Teâlâ’nın noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu ifade eden bu âyet, samed isminin açıklaması olup, Allah’a evlât nisbet edenleri ve soy kavramına giren her şeyi; meselâ, “Mesîh Allah’ın oğludur” diyen hıristiyanların (Tevbe 9/30) ve meleklerin Allah’ın kızları olduğunu söyleyen (En‘âm 6/100) müşriklerin bu iddialarını reddeder. Zira çocuk, eşin olmasını gerektirir; eş de çocuk da ihtiyacı karşılamak için istenilen varlıklardır; Allah ise ihtiyaçtan münezzehtir, ezelî ve ebedîdir. Eşleri de çocukları da O yaratmıştır; yarattığı şeylere muhtaç olması ise imkânsızdır (bk. En‘âm 6/101). Âyetin, “O, doğmamıştır” meâlindeki ikinci cümlesi Allah Teâlâ’nın doğum veya sudûr yoluyla bir ana veya babadan, bir asıldan meydana gelmediğini ifade eder. Çünkü doğan her şey sonradan olur; oysa Allah kadîm ve ezelîdir, yani varlığının bir başlangıcı yoktur.

    Kaynak :Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa:716 

    Ayrıca Bakınız;
    İhlas Suresi 1 Ayet Tefsiri
    İhlas Suresi 2 Ayet Tefsiri
    İhlas Suresi 4 ayet Tefsiri

  • İhlas Suresi – 2 . Ayet Tefsiri

    بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

    “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

    اَللّٰهُ الصَّمَدُۚ 
    ﴿٢﴾

    Meal (Kur’an Yolu)

    ﴾2﴿
     Allah sameddir.

    Tefsir (Kur’an Yolu)

    Samed kelimesi “herkesin kendisine ihtiyacını arzettiği, fakat kendisi kimseye muhtaç olmayan” anlamına gelir (Râgıb el-İsfahânî, Müfredâtü’l-Kur’ân, “smd” md.). Sûredeki bağlamına göre samed, “var oluş bakımından kimseye muhtaç olmayıp her şeyin varlık ve devamını kendisine borçlu olduğu vâcibü’l-vucûd” demektir. Buna göre samed kelimesi doğrudan doğruya ahad isminin açıklamasıdır; daha sonra gelen “doğurmamış ve doğmamıştır” meâlindeki âyet de samed isminin açıklamasıdır. Taberî, samedi, “kendisinden başkası ibadet edilmeye lâyık olmayan tek mâbud” olarak tanımlamıştır (XXX, 222). Kur’ân-ı Kerîm’de sadece burada geçen samed ismi başta “esmâ-i hüsnâ” hadisi olmak üzere (bk. Tirmizî, “Da‘avât”, 83) bazı hadislerde de yer almıştır (meselâ bk. Buhârî, “Tefsîr”, 112; Tirmizî, “Da‘avât”, 64).

    Kaynak :Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa:715-716


    İhlas Suresi 1 Ayet Tefsiri

    İhlas Suresi 3 Ayet Tefsiri
    İhlas Suresi 4 ayet Tefsiri

  • İhlâs Suresi – 1 . Ayet Tefsiri

    İhlâs Suresi – 1 . Ayet Tefsiri

    بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

    “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

    قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌۚ 

    Meal (Kur’an Yolu)

    ﴾1﴿
     De ki: “O, Allah’tır, tektir.

    Tefsir (Kur’an Yolu)

    İhlâs sûresi, İslâm’ın esası olan tevhid (Allah’ın birliği) ilkesini özlü bir şekilde ifade ettiği ve Allah Teâlâ’yı tanıttığı için Hz. Peygamber tarafından Kur’an’ın üçte birine denk olduğu ifade buyurulmuştur. Kelâmın akışı ve konunun Allah’ın nesebini (hangi soydan geldiğini) soranlara verilen cevapla ilgili olması dikkate alındığında 1. âyetteki “O” diye çevirdiğimiz “hüve” zamirinin Allah’a ait olduğu açıkça anlaşılır. Allah ismi, varlığı ezelî, ebedî, zarurî ve kendinden olup her şeyi yaratan, her şeyin mâliki ve mukadderatının hâkimi, her şeyi bilen ve herşeye kadir olan… Yüce Mevlâ’nın öz (has) ismidir (bk. Bakara 2/255).

     Müfessirler bu sûrede ağırlıklı olarak Allah’ın birliğini ifade eden ahad terimi ile var oluş bakımından kimseye muhtaç olmadığını anlatan “samed” terimi üzerinde durmuşlardır. “Tektir” diye çevirdiğimiz “ahad” kelimesi, “birlik” anlamına gelen vahd veya vahdet kökünden türetilmiş bir isimdir (Ebû Hayyân, VIII, 528); sıfat olarak Allah’a nisbet edildiğinde O’nun birliğini, tekliğini ve eşsizliğini ifade eder; bu sûrede doğrudan doğruya, Beled sûresinde (90/ 5, 7) dolaylı olarak Allah’a nisbet edilmiştir; bu anlamıyla tenzihî veya selbî (Allah’ın ne olmadığını belirten) sıfatları da içerir. Nitekim devamındaki âyetler de bu mânadaki birliği vurgular. Bu sebeple “ahad” sıfatının bazı istisnalar dışında Allah’tan başkasına nisbet edilemeyeceği düşünülmüştür. Aynı kökten gelen vâhid ise “bölünmesi ve sayısının artması mümkün olmayan bir, tek, yegâne varlık” anlamında Allah’ın sıfatı olmakla birlikte Allah’tan başka varlıkların sayısal anlamda birliğini ifade etmek için de kullanılmaktadır. Türkçe’de de “bir” (vâhid) ile “tek” (ahad) arasında fark vardır. Bir, genellikle “aynı türden birçok varlığın biri” anlamında da kullanılır. “Tek” ise “türdeşi olmayan, zâtında ve sıfatlarında eşi benzeri olmayan tek varlık” mânasına gelir. İşte Allah, bu anlamda birdir, tektir. Ahad ile vâhid sıfatları arasındaki diğer farklar ise şöyle açıklanmıştır: Ahad, Allah’ın zâtı bakımından, vâhid ise sıfatları bakımından bir olduğunu gösterir. Ahad ile vâhidin her biri “ezeliyet ve ebediyet” mânalarını da ihtiva etmekle birlikte, bazı âlimler ahadı “ezeliyet”, vâhidi de “ebediyet” mânasına tahsis etmişlerdir. Allah’ın sıfatı olarak her ikisi de hadislerde geçmektedir (bk. Buhârî, “Tefsîr”, 112; İbn Mâce, “Duâ”, 10; Nesâî, “Cenâiz”, 117; Müsned, IV, 103; geniş bilgi için bk. Bekir Topaloğlu, “Ahad”, DİA, I, 483; Emin Işık, “İhlâs Sûresi”, DİA, XXI, 537).

    Kaynak :Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa:714-715


    İhlas Suresi 2 Ayet Tefsiri

    İhlas Suresi 3 Ayet Tefsiri
    İhlas Suresi 4 ayet Tefsiri

  • Muhammed suresi 7. Ayet meal tefsiri

    Muhammed suresi 7. Ayet meal tefsiri

    بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

    يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تَنْصُرُوا اللّٰهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ اَقْدَامَكُمْ

    Meal:
    Ey iman edenler! Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.

    Tefsir:

    Allah’ın yardıma ihtiyacı bulunmadığı kesin olduğuna göre “Allah’a yardım”, mecazi olarak “O’nun dinine, peygamberine” yardım demektir. Bu âyet bir ilâhî sünnete (imtihan ve sa‘y olarak anılan âdete, kanuna) ışık tutmaktadır: Allah dünya hayatını imtihan için takdir buyurduğundan yardımını da kulun kendisine düşeni yerine getirmiş olmasına, sözlü dua yanında amel ve çabalarıyla fiilî duasını da yapmış bulunmasına bağlamıştır. Kul iyiliğe doğru bir adım atarsa Allah, yardım ve ödül olarak bin adım atmaktadır.

    Kaynak :Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 49

  • Tövbe ile ilgili hadisler

    Tövbe ile ilgili hadisler

    Ebû Hüreyre’nin (ra), Resûlullah’tan (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle işittiği nakledilmiştir: Yemin ederim ki ben, Allah’a günde yetmiş defadan fazla tövbe ve istiğfar ediyorum. (B6307 Buhârî, Deavât, 3)

    Eğar b. Yesâr el-Müzenî’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)şöyle buyurmuştur: Ey insanlar, Allah’a tövbe ve istiğfar edin; ben günde yüz kere tövbe ediyorum. (M6859 Müslim, Zikir, 42)

     Resûlullah’ın hizmetlerini yürüten Ebû Hamza Enes b. Mâlik elEnsârî’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)şöyle buyurmuştur: Kulunun tövbesinden dolayı Allah Teâlâ’nın sevinci, sizden birinizin çölde devesini kaybedip de tekrar bulduğu andaki sevincinden daha fazladır. (B6309 Buhârî, Deavât, 4; M6952 Müslim, Tevbe, 1) 

    Müslim’in diğer bir rivayeti şöyledir: Kulunun tövbesinden dolayı Allah’ın sevinci, sizden birinizin çölde devesi ile giderken onu, üzerindeki yiyecek ve içecekle birlikte elinden kaçırmasının ardından bir ağaç altına gelerek ümitsiz bir hâlde yaslanıp yattığında, devesini yanıbaşında görüvermesi üzerine devenin dizginini tutarak, (Ey Allah’ım, sen benim Rabbimsin, ben de senin kulunum diyecek yerde) yanlışlıkla, “Allah’ım, sen benim kulumsun, ben de senin rabbinim!” dediği andaki sevincinden daha çoktur. (M6960 Müslim, Tevbe, 7)

  • Allah korkusundan ağlayan kimse

    Allah korkusundan ağlayan kimse

    Ebû Hüreyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)şöyle buyurmuştur: Sağılan süt nasıl memeye (tekrar) girmezse, Allah korkusundan ağlayan kimse de cehenneme girmez. Allah yolunda çarpışırken meydana gelen toz ile cehennemin dumanı bir araya gelmez. (T1633 Tirmizî, Fedâilü’l-cihâd, 8)

  • Ameller niyetlere göredir

    Ameller niyetlere göredir

    Müminlerin emîri Ebû Hafs Ömer b. Hattâb b. Nüfeyl b. Abdüluzzâ b. Riyâh b. Abdullah b. Kurt b. Rezâh b. Adî b. Ka’b b. Lüey b. Gâlib el-Kureşî el-Adevî, Resûlullah’ın şöyle dediğini işittiğini nakletmiştir: Ameller niyetlere göredir. Herkes sadece niyetinin karşılığını alır. Kim Allah’a ve Resûlü’ne hicret ederse o, (gerçekten) Allah’a ve Resûlü’ne hicret etmiş olur. Kim de erişeceği bir dünyalık veya evleneceği bir kadından dolayı hicret ederse hicreti, hicretine sebep olan şeyedir. (B1 Buhârî, Bed’ü’l-vahy, 1; M4927 Müslim, İmâre, 155)

    Ümmü Abdullah künyesi ile anılan mü’minlerin annesi Hz. Âişe’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur: Bir ordu harp etmek için Kâbe’ye yürüyecek; sahraya geldiklerinde ise ordudakilerin hepsi yerin dibine geçirilecek. Âişe der ki: “Ey Allah’ın Resûlü, neden hepsi yerin dibine geçirilsin ki? İçlerinde, ticaret için yola çıkanlar olduğu gibi onlardan olmadığı hâlde yollarda orduya katılanlar da vardır, dedim. Resûlullah : Hepsi birden yerin dibine geçirilirler ve kıyamet günü niyetlerine göre haşrolunurlar.” buyurdu. (B2118 Buhârî, Büyû’, 49; M7244 Müslim, Fiten, 8)

    Hz. Âişe’den (ra) rivayet edildiğine göre Peygamber şöyle buyurmuştur: Mekke’nin fethinden sonra, artık (Medine’ye) hicret etmek yoktur. Yalnız cihad etmek ve cihad niyetinde bulunmak vardır. Cihada çağrıldığınız zaman derhal (orduya) katılın.1 (M4831 Müslim, İmâre, 86; B2783 Buhârî, Cihâd, 1)

  • Farz-ı kifaye

    Farz-ı kifaye

    Farz-ı kifaye : müslümanların bütünü üzerinde borc olan,fakat bazılarının yapması ile diğerlerinin üzerinden düşen vazifelerdir.
    cenaze namazı kılmak ve selam almak gibi.

    Farz-ı Kifaye yi hiç kimse yapmazsa orada bulunan bütün müslümanlar mes’ul olur.Mesela bir topluluğa verilen selamı hiç kimse almazsa,orada bulunan herkes mes’ul olur.Bir kişinin alması oradakileri mes’uliyetten kurtarır.

    Bakınız;

    Farz nedir

    Farz-ı ayn

  • Farz-ı ayn

    Farz-ı ayn

    Farz-ı ayn:her müslümanın bizzat yapması gereken emirlerdir.Beş vakit namaz kılmak ,Ramazan orucu tutmak gibi.

    Bakınız;

    Farz nedir?

    Farz-ı kifaye