Blog

  • Farz

    Farz

    Farz
    Yapılması kesin olarak emredilern dini vazifedir.Namaz kılmak,oruç tutmak ve zekat vermek gibi emirleri farza misal olarak verebiliriz.

    farz : farz- ı ayn ve farz-ı kifaye olmak üzere ikiye ayrılır.

    Farz-ı ayn:her müslümanın bizzat yapması gereken emirlerdir.Beş vakit namaz kılmak ,Ramazan orucu tutmak gibi.

    Farz-ı kifaye : müslümanların bütünü üzerinde borc olan,fakat bazılarının yapması ile diğerlerinin üzerinden düşen vazifelerdir.
    cenaze namazı kılmak ve selam almak gibi.

    Farz-ı Kifaye yi hiç kimse yapmazsa orada bulunan bütün müslümanlar mes’ul olur.Mesela bir topluluğa verilen selamı hiç kimse almazsa,orada bulunan herkes mes’ul olur.Bir kişinin alması oradakileri mes’uliyetten kurtarır.

    Farz ‘ın işlenmesinde sevap,özürsüz olarak terkinde ise uhrevi ceza vardır.Bir farzı inkar eden kimse islamiyetten çıkar.

    Bakınız;

    Farz-ı ayn

    Farz-ı kifaye

  • Kitaplara İman

    Kitaplara İman

    Kitaplara İman
     Allah-u Zülcelal peygamberlerinden bazılarına bir çok hakikat ve ahkamı bildirin bir takım ibare ve lafızlar indirmiştir.Bunlara kitap denir.Büyük kitaplar dörttür:Tevrat,Musa aleyhisselam’a;Zebur,Davud aleyhisselam’a; İncil,İsa aleyhisselam’a;Kur’an-ı Kerim Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e indirilmiştir.Allah-u Zülcelal ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur:
    “Yoksa haber verilmedi mi Musa’nın sahifelerinde yazılı olanlar?Ve çok vefakar olan İbrahim’in sahifelerindekiler? Ki hiçbir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez.Doğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur.Ve çalışması da yakında görülecektir.Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir.Ve şüphesiz en son varış,Rabbinedir.”(Necm;36-42)

     Bunların dışında on sahife Adem aleyhisselam’a,elli sahife Şit aleyhisselam’a,otuz sahife İdris aleyhisselam’a,on sahife de İbrahim aleyhisselam’a verilmiştir.İşte,Allah-u Zülcelal tarafından indirilmiş olan bu kitapların ve suhufların hepsine iman etmek,her müslümana farzdır.Ancak,Kur’an-ı Kerim’in inmesiyle diğerlerinin hükmü kalkmıştır.

  • Peygamberlerin Sıfatları

    Peygamberlerin Sıfatları

    Peygamberlerin Sıfatları
     Peygamberler,insan olmakla birlikte diğer insanlardan farklı sıfatlarla donatılmıştır.Yani Allah-u Zülcelal peygamberlere bazı özel sıfatlar vermiştir.Peygamberlerin sıfatları emanet,sıdk,fetanet,ismet ve tebliğ olmak üzere beş tanedir.

    1-) Sıdk: Özünde ve sözünde doğru olmak demektir.Peygamberlerin hepsi doğru sözlü ve dürüst kişilerdir.Kesinlikle yalan söylemezler.Sözlerinin doğruluğu,gerektiğinde mucizelerle desteklenir.Sıdk’ın zıddı olan yalan söylemek peygamberler hakkında düşünülemez.Çünkü peygamber,Allah-u Zülcelal’in yeryüzünde elçisidir.

    2-) Emanet: Güvenilir olmak demektir.Peygamberlerin hepsi doğru ve güvenilir kişilerdir.Emanete asla hıyanet etmezler.

    3-) Fetanet: Akıllı ve zeki olmak demektir.Peygamber insanların en akıllısı ve hikmet sahibi olanıdır.Fetanetin zıddı olan akılsızlık ve gaflet peygamberler için düşünülemez.

    4-) İsmet: Büyük ve küçük günahlardan korunmuş olmak demektir.Peygamberler hayatlarının hiç bir döneminde şirk ve küfür sayılan bir günah işlemedikleri gibi,peygamberlik dönemlerinde de günah işlememişlerdir.

    5-) Tebliğ: Allah-u Zülcelal’in emin ve yasaklarını eksiksiz olarak insanlara bildirmek demektir.Tebliğin zıddı olan gizleme peygamberler hakkında düşünülemez.

    Ayrıca Bakınız; Peygamberlere İman

    Kaynak: İbadetlerin edeb ve sırları ilmihali / Müellif (Seyda Muhammed Konyevi ks)

  • Peygamberlere İman

    Peygamberlere İman

    Peygamberlere İman
     Müslümanlığın itikad esaslarından biri de peygamberlik müessesesine ve peygamberlere iman etmektir.Peygamberlere iman etmek,onlar hakkında farz,vacip,müstahil(muhal olan) ve caiz olan şeyleri bilip tasdik etmektir.

    Allah-u Zülcelal peygamberleri,kullarına dini ahkamları bildirmek için elçi göndermiş ve peygamberliğin isbatı içinde onlara mucizeler vermiştir.Kendilerine kitap verilenlere:”Resul” bunların kitaplarıyla amel ve tebliğ yapanlara da:”Nebi” denir.Bu dünya aleminde,yaşayan her millet için,mutlaka birer peygamber gönderilmiştir.Nitekim Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
    “Hiçbir ümmet yoktur ki,içlerinden cehennem ile korkutucu bir peygamber geçmiş olmasın.”(Fatır;24)

     Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem peygamberlerin sonuncusu ve en efdalidir.En büyük mucizesi ise Kur’an-ı Kerim’dir.Onun ümmeti diğer peygamberlerin ümmetlerinden hayırlıdır.Ondan sonra hiç kimsenin peygamberlik iddiası kabul olunmaz.Ahir zamanda yeryüzüne inecek olan İsa aleyhisselam da onun getirdiği islam‘a tabi olacaktır.

     Adem aleyhisselam ile başlayan peygamberlik,Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e kadar devam etmiştir.Kur’an-ı Kerim’de yirmi beş peygamberin ismi geçer.Kur’an-ı Kerim’de peygamberlerin sayısı hakkında bilgi verilmemekle beraber:“Peygamberlerden kimini sana anlattık,kimini de sana anlatmadık.” (Nisa;164) ayetine göre,Kur’an-ı Kerim’de adı geçmeyen peygamberlerinde bulunduğunda şüphe yoktur.Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte peygamberlerin sayısının yüz yirmi dört bin olduğunu ve bunlardan üç yüz on beşinin resul özelliğine sahip bulunduğunu haber vermiştir.(Ahmed bin Hanbel)

    Ayrıca Bakınız; Allah-u Zülcelal’e İman

    Peygamberlerin sıfatları

  • Allah-u Zülcelal’e İman

    Allah-u Zülcelal’e İman

    Allah-u Zülcelal’e İman:
     Allah-u Zülcelal bütün kemal sıfatlarla muttasıftır.Hiçbir eksiği yoktur.Her şeyin yaratısıcı O’dur.Zatında bir olduğu gibi sıfatlarında da birdr.Ezelidir.Hiçbir şey yokken O var idi.Ne isim ve ne de sıfatlarında sonradan meydana gelme diye bir şey yoktur.O,her şeyi ilmi ile bilir.İlmi ise ezeli bir sıfatıdır.Kudreti ile Kadir’dir.Kudret sıfatı ise ezelidir.Yaratması ile Halik’tir.Yaratma ise ezeli bir sıfatıdır.O,fiili ile fail,fiil sıfatı ise ezelidir.Bütün fiiller mahluk,Allah-u Zülcelal’in fiili ise mahluk değildir.O’nun sıfatları ne hadis (sonradan olma) ne de mahluktur.O’nun hiçbir sıfatı yaratıkların sıfatlarına benzemez.

     O’nun bilmesi bizim bilmemize,O’nun kudreti bizim kudretimize,O’nun görmesi bizim görmemize,O’nun işitmesi bizim işitmemize,O’nun konuşması bizim konuşmamıza benzemez.O’nun rızası,gazabı ve bütün sıfatları,alet,harf,keyfiyyet ve ses gibi şeylerden münezzehtir.Bizim sıfatlarımız hadistir.Yani alet,harf,keyfiyyet,hal ve ses gibi şeylerden meydana gelir.Allah-u Zülcelal ebedidir.Varlığı sonsuzdur.O,kendisini kendisininövdüğü ve bildiği gibidir.

    Bakınız; Peygamberlere iman

  • Küfür çeşitleri

    Küfür çeşitleri

    1-) Küfr-i İnkari:Allahu-u Zülcelal’i tanımayıp onu asla kabul etmemektir.Allah-u Zülcelal’in varlığını inkar eden kafirler gibi.. (Bakınız; Kafir)

    2-) Küfr-i cuhudi: Kalble Allah-u Zülcelal’i tanıyıp,kibrinden dolayı diliyle ikrar etmemektir.şeytanın küfrü gibi 

    3-) Küfr-i İnadi:Kalble Allah-u Zülcelal’i bilmek,dille itiraf etmemek.Ebu Talib gibi..Zira o,ben Muhammed’in dininin,dinlerin en hayırlısı olduğunu biliyorum fakat beni tenkid ederler diye itiraf etmiyorum diyordu.

    4-) Küfr-i Nifaki: Dille ikrar ettiği halde,kalble tasdik etmemektir.Münafıklar gibi… (Bakınız: Münafık).

  • Münafık

    Münafık

    Münafık: İçi başka,dışı başka,sözü özüne uymayanlar.İçinden inanmadığı halde,inanıyormuş gibi görünenler.Bunlar kafirlerden de kötüdür.

  • ALLAH-U ZULCELAL katında eşitlik

    ALLAH-U ZULCELAL katında eşitlik

    H.z Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) veda hutbesinde insanların ALLAH-U ZULCELAL katında ve hukuk önündeki eşitliği hususunda şöyle buyurmuştur:
    Ey insanlar!Şüphesiz ki sizin Rabbiniz birdir,babanız birdir.Dikkat edin,hiçbir Arabın Arap olmayana,Arap olmayanın Araba,kırmızının sihaya,sihayın kırmızıya üstünlüğü yoktur.Üstünlük ancak takva iledir.“(Ahmed b. Hanbel,Müsned,V,411)

  • Teyemmüm

    Teyemmüm

    Teyemmüm

    Teyemmüm lugatte ; bir şeyi kastetmek,ona yönelmek anlamına gelir.

    Hanefi mezhebine göre;
     Suyun bulunmaması durumunda namaz ve benzeri bir ibadeti temiz olarak yapabilmek için,toprak ve benzeri bir madde ile yüzü ve iki kolu meshederek hadesten tahareti gerçekleştirmektir.

    Şafii mezhebine göre,abdest ,gusül veya yıkanması lazım gelen bir uzvun yerine toprağı,el ve yüze sürmektir.

     ALLAH-U ZULCELAL ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur:

    ” Ey iman edenler! Namaza kalkmayı dilediğiniz zaman yüzlerinizi ve dirseklerinizle beraber kollarınızı yıkayınız.Başınızı meshedip ayaklarınızı da topuklarınıza kadar yıkayınız.Şayet cünüp iseniz(gusül yaparak) iyice yıkanıp temizleniniz.Eğer hasta iseniz veya yolculukta bulunuyorsanız ya da sizden biri heladan (özel ihtiyacını gidermekten) gelmiş ise veya kadınlara dokunmuşsanız; bu durumlarda da su bulamamışsanız;tertemiz bir toprakla teyemmüm ediniz.Yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshediniz.ALLAH size sıkıntı vermek istemez.Sizi tertemiz yapmak ve şükredesiniz diye üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister.” (Maide;5-6)

    Teyemmüm;ALLAH-U ZULCELAL ‘in müslümanlara lutfettiği bir kolaylıktır.Diğer ümmetlere böyle bir kolaylık verilmemiştir.

     Bilindiği gibi ibadet yapabilmek için temiz olmak gerekir.Fakat bu temizlik sadece maddi temizlikten ibaret değildir.Ruh temizliği,kalp temizliği de inanan insan için gereklidir.

     Teyemmüm;temiz toprağı insanın değerli organı olan yüzüne sürmekle insana,kendisininde topraktan geldiğini ve er geç tekrar toprağa döneceğini hatırlatarak tevazü duygusunu aşılar,onu manen yüceltir.

  • Abdestin vücubunun şartları

    Abdestin vücubunun şartları

    Abdestin vücubunun şartları

    Hanefi ve Şafii mezhebine göre,abdestin vücubunun şartları şunlardır:

    1-) Müslüman olmak: Hanefi mezhebine göre,müslüman olmak abdestin vücubunun şartıdır.Şafii mezhebine göre ise,müslüman olmak abdestin sıhhatinin şartıdır.

    2-) Akıllı olmak: Akılsız,yani deli olan kimse ibadetle mükellef değildir.Bunun için onun abdest alma zorunluluğu yoktur.

    3-) Bulüğ çağına ermiş olmak: Ergenlik çağına girmemiş olan çocuklara abdest vacip değildir.Abdest mümeyyizden sahih olur.Temyiz,abdestin sıhhati için şarttır.

    4-) Abdest azalarını yıkamaya gücü yetecek kadar suyu kullanmaya muktedir olmak: Abdest almaya gücü yetmeyen hastanın abdest alması şart değildir.Suyun kendisine zarar verdiği aciz kimseye de şart değildir.Bu Hanefi mezhebine göredir.
    Şafi mezhebine göre ise,abdestin tamamına yetmeyecek suyun kullanılması vaciptir.Sonra da teyemmün eder.

    5-) Abdestsiz olmak: Abdestli olan kişinin,abdest üzerine yeni bir abdest alması şart değildir.

    6-) Hayızlı ve nifaslı olmamak: Kadınların aybaşı ve lohusalık halleri devam ederken namaz ve oruç gibi ibadetleri yapmaları,Kur’an okumaları caiz değildir.

    7-) Vaktin darlığı: Bilindiği gibi,her namaz vaktinde kılınmalıdır.Her ne kadar namazı geciktirmek ve onu vaktin sonunda kılmak mekruh ise de,vaktin sonuna yakın zamana kadar namaz kılmayan müslümanın,namaz vakti geçmeden,hemen abdest alıp namaz kılması gerekir.Yani vaktin genişliğinde abdest vacip olmaz,vakit daralırsa abdest vacip olur.

    (Durrü’l-Muhtar;1/80,Muğni’l-Muhtac;1/47)

    Kaynak: İbadetlerin edeb ve sırları